T.C.

           YARGITAY

CEZA GENEL KURULU

 

E: 2001/7-3

K: 2001/9

T: 30.1.2001

 

*   SÜRÜCÜ BELGESİZ ARAÇ KULLANMAK

*   TEKERRÜR

 

2918.Trafik K/36/3,112/7) (765.TCK/81)

 

ÖZET: Sanığın sürücü belgesiz araç kullanmak suçundan hükümlülüğüne dair kararın kesinleşme gününden yargılamaya konu işlediği aynı suç gününe kadar bir yıldan fazla süre geçmesi halinde ikinci suçun birinci kez kabulüyle tekerrür hükümlerinin uygulanmaması gerekir. İlk kararın kesinleşme günü ile yargılamaya konu suç günü arasında aynı suçtan ön ödemeler nedeniyle ortadan kaldırılan davalar olsa bile ortadan kaldırma kararları hükümlülük niteliğinde olmadıklarından esasa etkili değildir.

 

DAVA : Sürücü belgesiz araç kullanmak suçundan sanık Halil'in 2918 sayılı Yasanın 36, TCY.nın 119/5 ve 647 sayılı Yasanın 4. maddeleri uyarınca 79.350.000 lira ağır para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin (Çorlu Sulh Ceza Mahkemesince 16.11.1999 gün ve 614-798 sayı ile verilen kararın Yerel C. Savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosyayı inceleyen Yargıtay Yedinci Ceza Dairesince 30.5.2000 gün ve 6174-9216 sayı ile;

 

“2918 sayılı Kanunun 36/3 ve 112/7 madde fıkralarında belirtilen suçun tekrarından maksadın daha önce verilmiş hükmün kesinleşme tarihinden itibaren bir yıl içinde aynı suçun tekrar işlenmesi olduğuna ve dosyada bulunan mahkûmiyet kararlarına göre sanık hakkında aynı suçun tekerrür halinin tahakkuk ettiği gözetilmeden birinci defa kabulü ile eksik ceza tayini" isabetsizliğinden hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

 

Yerel Mahkeme ise, 14.9.2000 gün ve 806-861 sayı ile; "2918 sayılı Yasanın 112/7. maddesinde TCY.nın 81. maddesinden farklı olarak tekerrür hükümlerinin uygulanması bakımından infaz değil kesinleşme tarihi esas alınmıştır. Maddede "mahkûmiyet kararı" değil "karar" dan bahsedilmiş olması nedeniyle ortadan kaldırma kararlarının tekerrüre esas tutulacağı görüşüne dayanılmaktadır. TCY. nın 119. maddesinde düzenlenen ön ödeme kurumu "kendine özgü" bir nitelikte olup aslında bir ceza yargılaması kuru­mudur. Yasa koyucu ceza siyasetine göre belirlediği hafif yaptırımlı suçlarda, ceza yargılamasının amacı olan "maddi gerçeğe ulaşma" ilkesinden uzaklaşarak yasal gereklerini yerine getirdiği takdirde suçun failine, sanık statüsünde yargılanmama imkanı vermekte ve böylelikle uzlaşma sağlandığından "takipsizlik" veya "ortadan kaldırma" kararıyla konu yargılama gündeminden çıkarılmaktadır. Bir eylemin suç olup olmadığını ve failin bu suçu işleyip işlemediğini belgeleyen karar mahkûmiyet kararıdır. Ortadan kaldırma kararları mahkûmiyet kararı olmayıp yukarıda belirtilen özelliği nedeniyle kendine özgü olup tam olarak sanık lehine veya sanık aleyhine olduğu söylenemez. Anayasamızın 38/4. maddesi gereğince de suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar kimse suçlu sayılamaz. Bu bağlamda TCY.nın 119/8. maddesine de dikkat çekmek gerekir. Zira, bu maddeye göre özel yasa hükümlerine göre işin doğrudan mahkemeye gelmesi halinde sanığa sorgudan önce Hakim tarafından ön ödeme tebligatı yapılacağı ve sanık tarafından gereği yerine getirildiğinde kamu davasının ortadan kaldırılacağı, yerine getirilmediği takdirde yargılamaya geçileceği hükmedilmektedir. 2918 sayılı Yasada yazılı suçlar da bu kapsamda olduğundan suç yargılamasında ortadan kaldırma kararı tekerrüre esas tutulacaksa sanığın ortadan kaldırılan dava ile ilgili savunma hakkının da doğduğu kabul edilmek zorundadır. Bu durumda da kesin hükme bağlanan bir konuda yargılama yapmak gibi ceza yargılamasına aykırı bir durum ortaya çıkacaktır. 2918 sayılı Yasada yazılı suçların basit unsurlu olup tekrar işlenip işlenmediğinin kolayca belirlenebileceği veya trafik suçlarının önlenebilmesi amacıyla yasa koyucunun 112/7. maddede "mahkûmiyet" sözcüğünü koymadığını söylemek ceza hukuku ve ceza yargılaması hukukunun temel ilkeleri karşısında zordur. Aynı suçun tekrar işlenmesi halini de ön ödeme kapsamına alan yasa koyucunun öngörüsü dahilinde olduğu kabul edilmelidir. Bir anlamda sorun da 2918 sayılı Yasada genel bütünlük içinde olmayan ve sıkça yapılan değişikliklerdir. Tekerrür uygulanmasında mahkûmiyet şartı aranmadığı takdirde 2918 sayılı Yasanın 112/7. maddesinin Anayasaya aykırılığı sorunu gündeme gelecektir." gerekçesiyle önceki hükümde direnmiştir.

 

Bu kararın da sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya Yargıtay C. Başsavcılığının bozma istekli 20.12.2000 günlü tebliğnamesiyle Birinci Başkanlığa gönderilmekle Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü.

 

KARAR : Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasındaki uyuşmazlık, sanığın ceza­landırılmasına karar verilen sürücü belgesiz araç kullanmak suçunda, 2918 sayılı Yasanın 36. maddesinde öngörülen özel tekerrür hükmünün uygulanma alanı bulunup bulunmadığının belirlenmesi noktasında toplanmaktadır. 2918 sayılı Karayolları Trafik Yasasının 36. maddesinin 3 fıkrasında, "sürücü belgesi sahibi olmadan trafiğe çıkanlara ilk tespitte bir aydan iki aya kadar, tekrarı halinde iki aydan üç aya kadar hafif hapis cezası verilir" hükmü getirilmiştir. Aynı Yasanın 112. maddesinin 7. fıkrasında ise, "Bu Kanunda yer alan suçun tekrarından maksat daha önce verilmiş hükmün kesinleşme tarihinden itibaren bir yıl içinde aynı suçun tekrar işlenmesidir." hükmü yer almaktadır.

 

Görüldüğü gibi Yasa Koyucu 2918 sayılı Yasada tekerrür hükümlerinin uygulanması bakımından, TCY.nın genel hükümlerinde yer alan ve sanığın daha önceki eylemi ile ilgili olarak verilen mahkûmiyet hükmünün infaz edilmesine ilişkin düzenlemeden ayrılarak özel bir düzenleme getirmiştir. Bu düzenlemeye göre, tekerrür hükümlerinin uygulanmasında hükmün infazı aranmamakta, kesinleşmiş olması yeterli kabul edilmektedir. Ceza Genel Kurulunun 1.6.1987 gün ve 190-333 sayılı kararında da vurgulandığı üzere, suçun tekrarlandığının kabul edilebilmesi için, sanık hakkında usulüne uygun şekilde açılan bir davada, hukuken geçerli mahkûmiyet kararı verilmesi ve bu kararın kesinleşmesi gereklidir. Böylece, Yasa koyucu trafik suçlarında, mahkûmiyet kararının infazını aramayıp, kesinleşmesi ile yetinmek suretiyle tekerrür hükümlerinin uygulanmasını kolaylaştırmıştır. Ön ödeme nedeniyle kamu davasının ortadan kaldırılmasına ilişkin kararların ise, mahkûmiyet hükmü niteliğinde olmamaları nedeniyle tekerrür uygu|anmasına esas alınması olanaksızdır. Çünkü, yerleşmiş yargısal kararlarda da vurgulandığı gibi, kamu davasının açılmasını önlemesi bakımından "Yargılama Hukuku," açılmış olan davayı ortadan kaldırması halinde ise ceza ilişkisini düşürdüğünden "Suç Hukuku" kurumu olan ön ödeme kurumuna dayanılarak verilen davanın ortadan kaldırılması kararı temyize tabi olmakla beraber, sabıka teşkil etmeyen, ilerde işlenecek bir suçta tekerrüre esas ve ertelemeye engel olmayan, sanık lehine bir hükümdür. Bu nedenle özel de olsa tekerrür hükümlerinin uygulanmasında esas alınamazlar. Bu açıklamalar ışığında somut olay ele alınarak değerlendirildiğinde;

 

17.8.1999 günü yapılan trafik kontrolünde sanık Halit'in sürücü belgesi olmadan araç kullandığı saptanmış, düzenlenen suç tutanağı ile birlikte Sulh Ceza Mahkemesine gönderilmiş ve dördüncü kez  sürücü belgesiz araç kul­landığı bildirilmiştir. Bunun üzerine yapılan araştırmada, dosyada mevcut Çorlu Sulh Ceza Mahkemesine ait karar örneklerine göre; sanığın, 4.12.1997 gün ve 385-677 sayı ile 2918 sayılı Yasanın 36, TCY.nın 119/5 ve 647 sayılı Yasanın 4. maddeleri uyarınca 7.470.000 lira hafif para cezası ile ceza­landırılmasını karar verilip, bu kararın 27.4.1998 tarihinde kesinleştiği ayrıca, 4.9.1998 gün ve 739-657 sayı; 5.2.1999 gün ve 102-47 sayı; 5.3.1999 gün ve 193-114 sayı ile sanık hakkında sürücü belgesiz araç kullanmak suçundan dolayı ön ödemede bulunduğundan dolayı TCY.nın 119. maddesi gereğince davanın ortadan kaldırılmasına ilişkin kararlar verilip bu kararların sırasıyla 6.10.1998, 8.3.1999 ve 6.4.1999 tarihlerinde kesinleştikleri anlaşılmaktadır. Sanığın mahkumiyetine ilişkin önceki hükmün 27.4.1998 tarihinde kesinleşmesinden sonra, başkaca bir mahkûmiyet hükmü bulunmayıp yargılamaya konu suçu işlediği 17.8.1999 tarihine kadar bir yıldan fazla bir süre geçtiği açıktır. Sanık hakkındaki ön ödeme nedeniyle kamu davasının ortadan kaldırılmasına ilişkin kararların yukarıda da açıklandığı gibi, tekerrüre esas alınmaları olanaksızdır.

 

Bu itibarla sanık hakkında 2918 sayılı Yasanın 36. maddesinin 3. fıkrasının birinci cümlesi uyarınca ceza tayin edilmesine ilişkin yerel mahkeme direnme hükmünün onanmasına karar verilmiştir.

 

Çoğunluk görüşüne, katılmayan kurul üyelerinden K. Başal ve A. Yalçınkaya, "2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 36. maddesine aykırı davranarak sürücü belgesiz araç kullanan kişiye ön ödeme ihtarı yapılıp süresinde ödemede bulunulduktan sonra aynı Yasanın 112/7. maddesinde belirlenen süre içinde ikinci suçun işlenmesi durumunda 36. maddenin üçüncü fıkrası gereğince artırımlı ceza verilemeyeceği hususundaki çoğunluk görüşüne aşağıda belirtilen nedenlerle katılmıyoruz.

 

Öncelikle şunu belirtmek isteriz, ön ödeme müessesenin niteliği ve genel tekerrür hükümlerine uygulamadaki etkisi yönünden Yüksek Genel Kurulun yerleşmiş uygulamalarına katılıyor ve benimsiyoruz.

 

Ancak, ön ödeme müessesesinin katıldığımız bu hukuki yapısı TCK.nun 81. maddesindeki genel tekerrür hükümleri yönünden geçerlidir. Oysa 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu bir özel yasadır ve bu yasaya giren eylemlerde dava açılma koşulları ile yargılama safhası ve tekerrür hükümleri yönünden özel hükümler getirmiştir. Bu cümleden olarak davanın açılması için iddianame aranmayıp görevli trafik zabıtasının düzenlediği tutanağının iddianame yerine geçtiği kabul edildiği gibi tekerrür koşullarını da kendisi, belirlemiştir. Yasanın tekerrüre ilişkin 112. maddesinin beşinci fıkrasında "Bu kanunun uygulanmasında, suçun tekrarından söz edilen maddelerinin dışında tekerrür hükümleri uygulanmaz" altıncı fıkrasında "Bu kanuna göre verilen hükümler diğer kanunlara göre; diğer kanunlara göre verilen hükümler bu kanuna göre işlenen suçlarda tekerrüre esas olmaz" yedinci fıkrasında da "Bu kanunda yer alan "suçun tekrarından" maksat daha önce verilmiş hükmün kesinleşme tarihinden itibaren bir yıl içinde aynı suçun tekrar işlenmesidir." denilerek Türk Ceza Kanunundaki genel tekerrür hükümlerinden tamamen ayrılmış özel ve ayrıntılı tekerrür hükümleri getirmiştir. Yasa koyucu bu hükümleri getirirken ülkemizdeki trafik kazalarının çokluğunu, vehametini dikkate alarak suçların hukuken tespit edilmiş şartlar içinde tekrar edilmiş olmasına ilişkin TCK.nun benimsediği görüşten ayrılmış ve günümüz ceza hukukunda ağırlık kazanan suçlunun sübjektif halini nazara alma görüşünü benimsemiştir.

 

Böylece yasa tekerrüre suç konusu kişiliğine ilişkin özel bir durumu olarak kabul etmiş, suçlunun aynı eylemi yeniden işlemek suretiyle toplum için büyük tehlike arz ettiğini birinci eylemde verilen cezaya karşı duyarsız davranarak pervasız hareke­tine devam ettiğini görüp mecburi tekerrür sistemini benimsemiştir.

 

Bu sistem içinde; Birinci eylem nedeniyle yapılan ön ödeme ihtarı kendisine yapılan resmi ve kesin bir ihtardır. Sanık buna rağmen ikinci eylemi işlemekle resmi ihtara değer vermediğini ortaya koymakla, verilen cezadan ders almadığını, eylemini geçici ve tesadüf olmadığını ortaya koymuştur.

 

Nitekim 2918 sayılı Yasanın 36. maddesinin üçüncü fıkrasında ki"... sürücü bel­gesi olmadan trafiğe çıkanlara ilk tespitte bir aydan iki aya kadar tekrar halinde iki aydan üç aya kadar hafif hapis cezası verilir..." hükmünün 112. maddenin yedinci fıkrası ile birlikte değerlendirildiğinde ilk eylemde yapılan ön ödeme ihtarının ve ödeme sonucu verilen ortadan kaldırma kararının ilk eylemin tespitine ilişkin bir dikkat çekme olduğu diğer bir deyişle eylemini tespitine ilişkin mahkeme kararı olduğu buna rağmen eylemine devam eden sanığa yasada belirlenen artırımlı cezanın verilmesi gerektiği kanaatiyle çoğunluk görüşüne katılmıyoruz." görüşüyle, diğer kurul üyeleri ise, "Özel Dairenin bozma kararı yerinde olup, isabetsiz olan direnme hükmünün bozulmasına karar verilmelidir." görüşüyle karşı oy kullanmışlardır.

 

SONUÇ: Açıklanan nedenlerle Yerel Mahkeme direnme hükmünün (ONANMASINA), dosyanın yerine gönderilmek üzere Yargıtay C. Başsavcılığına tevdiine, 30.1.2001 günü tebliğnamedeki isteme aykırı olarak oyçokluğu ile karar verildi.