T.C.

         YARGITAY

CEZA GENEL KURULU

 

E. 2003/9-84

K. 2003/85

T. 8.4.2003

 

*   DERNEKLER YASASINA AYKIRILIK

*   DURMA KARARI

*   DÜŞME KARARI

*   ÖN ÖDEMEYE TABİ SUÇ

 

1412.CMUK/253 – 765.TCK/119

 

ÖZET : Uyuşmazlık, ön ödemeye tabi bulunan suçta, ön ödeme ihtarı yapılmadan Beraat kararı verilmesi halinde, bu hususun bozma nedeni yapılıp yapılmayacağı Noktasında toplanmaktadır. Kural olarak düşme nedenleri bulunduğunda hâkim Başka hususları araştırmadan düşme nedeninin uygulanma olanağı olup olmadığını Araştırır. Ön ödeme de davanın düşme nedenlerinden biridir. Cmuk.'nun derhal Beraat kararı verilebilecek hallerde durma veya düşme kararı verilemeyeceğine İlişkin hükmü ise bu kuralın istisnalarındandır. Durma ve düşme nedenleri Mahkûmiyeti engellemek amacıyla kabul edilmiş olup beraat kararı durma ve düşme Kararlarından daha güvenceli ve önceliklidir. Bu yöndeki direnme yerinde olup Verilen beraat kararı ise özel dairece denetlenmelidir.

 

DAVA : Dernekler Yasası'na aykırılık suçundan sanıkların beraatine ilişkin Adalar Sulh Ceza Mahkemesi'nce verilen 28.1.2002 gün ve 155-3 sayılı hüküm, o yer C.Savcısı tarafından temyiz olunmakla, dosyayı inceleyen Yargıtay 9. Ceza Dairesi'nce 20.5.2002 gün ve 938/1093 sayı ile;

 

"Sanıklar hakkında uygulanması istenilen 2908 Sayılı Yasanın 86. maddesinde öngörülen ceza yalnız para cezası olup, TCK'nun 119. maddesi kapsamında kaldığı ve ön ödemeye tâbi bulunduğu halde, C. Başsavcılığı'nca usulüne uygun ön ödeme ihtarı yapılmadan kamu davası açılmış olması karşısında, TCK'nun 119. maddesi ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Ceza Bölümü Genel Kurulu'nun 11.4.1983 gün ve 2-2 sayılı kararı uyarınca mahkemece sanıklara usulüne uygun şekilde ön ödeme ihtarı yapılıp sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm tesisi" isabetsizliğinden sair yönleri incelenmeksizin bozulmuştur.

 

Yerel mahkeme ise 9.12.2002 gün ve 111/119 sayı ile; "Dernekle ilgili tüzük gereklerinin yerine getirilmemesinde sanıkların eylem ve işlemlerinin bulunmadığı, dernek tüzüğüne aykırı yapılan oylama sanıklar tarafından yapılmadığı halde, sanıkların bu eylem nedeniyle cezalandırılmasının ve ön ödeme önerisinde bulunulması gerektiğinin belirtilmesi usul ve yasaya uygun bulunmamıştır," gerekçesiyle ilk hükümde direnilmiştir.

 

Bu hükmün de o yer C.Savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya Yargıtay C. Başsavcılığı'nın "onama" istekli 7.3.2003 gün ve 16224 sayılı tebliğnamesi ile Birinci Başkanlığa gönderilmekle, Ceza Genel Kurulu'nca okundu, gereği konuşulup düşünüldü:

 

KARAR : Sanıkların Dernekler Yasası'na aykırılık suçundan beraatlerine karar verilen somut olayda; özel daire ile yerel mahkeme arasındaki uyuşmazlık, ön ödemeye tabi bulunan bir suçta, ön ödeme ihtarı yapılmadan beraat kararı verilmesi halinde, bu hususun bozma nedeni yapılıp yapılamayacağı noktasında toplanmaktadır.

 

H. Su Sporları Derneği yönetim kurulu üyeleri olan sanıkların; yönetim kuruluna teslim edilen listeye dernek mührünü basmayarak kusurlu davrandıkları iddiasıyla, Dernekler Yasası'nın 86. maddesi uyarınca cezalandırılmaları istemiyle kamu davası açılmış, yerel mahkemece sanıkların Dernekler Yasası'na aykırı eylemlerinin saptanamadığı ve cezalandırılmalarını gerektirir kanıt bulunmadığı gerekçesiyle beraatlerine karar verilmiştir.

 

2908 sayılı Dernekler Yasası'nın 86. maddesinde; yasada başka bir hüküm bulunmayan ve ayrıca bir ceza tayin edilmeyen hallerde, yasanın emredici hükümlerini yerine getirmeyen dernek yöneticileri veya üyeleri ile sair kimselerin üç bin liradan on bin liraya kadar ağır para cezası ile cezalandırılacakları öngörülmüş olup, atılı suçun maddedeki yaptırımı itibarıyla TCY'nın 119. maddesinde belirtilen ön ödeme kapsamında kaldığında kuşku bulunmamaktadır.

 

TCY'nın 119. maddesinde düzenlenen ön ödeme kurumu, 11.4.1983 gün ve 2-2 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Karan ve Ceza Genel Kurulu'nun yerleşmiş içtihatlarında belirtildiği üzere; yasa maddesinde yukarı sının üç ayı geçmeyen özgürlüğü bağlayıcı ceza veya yalnızca para cezasını gerektiren eylemlerde, şahsın mahkûm olacağı para cezasını ödeyerek aleyhinde kamu davası açılmasını önleyen, kamu davası açılmış ise davanın ortadan kaldırılmasını sağlayan karına nitelikli bir kurumdur. Kamu davasının açılmasını önlemesi durumunda "Usul Hukuku", açılmış olan davayı ortadan kaldırması halinde ise ceza ilişkisini sona erdirdiğinden bir "Suç Hukuku" kurumu olan ön ödemenin suç hukuku kurumu niteliği ön plana alındığında, suç işlenmesiyle ortaya çıkan sanık ile Devlet arasındaki cezai nitelikteki ilişkiyi sona erdiren düşme nedenlerinden birisini oluşturmaktadır. Kural olarak; bir düşme nedeni bulunduğunda hâkim başkaca hiçbir hususu araştırmaksızın olayın sanıklarına bu düşme nedeninin uygulanmasına yasal açıdan olanak bulunup bulunmadığını araştırır, uygulanabileceği sonucuna ulaştığında ise davanın ortadan kaldırılmasına karar verir.

 

CYUY'nın 253. maddesinin son fıkrasındaki "Derhal beraat kararı verilebilecek hallerde durma veya düşme kararı verilemez" hükmü ise bu kuralın istisnalarından birini oluşturmaktadır.

 

Öğretide Kunter-Yenisey tarafından, "durma ve düşme nedenlerinin kabul edilmesi, muhakemenin yapılmamasının, neticede sanığın mahkûm olmamasının istenmesi demektir. Bu sebeplerin kabulü sanığın beraat karan ile temize çıkmasının istenmemesi demek değildir. Bunun içindir ki son soruşturmada tam karar verilebileceği sırada bu sebeplerin bulunduğunun anlaşılması beraat kararı verilmesine mâni olmaz."

 

"Sanık lehine bir karar verilecek hale gelindiği zaman şartın gerçekleşmediği anlaşılırsa, durma veya düşme karan yerine bu lehte karar verilmelidir."

 

"Gerçekten durma ve düşme nedenleri, aleyhe sonucu önlemek için kabul edilmiş olup, lehe sonuca engel olmazlar" ( Ceza Muhakemesi Hukuku, 11. bası, sh.70, 72, 972, 973 ) görüşü ileri sürülerek, durma veya düşme nedenlerinin beraati değil mahkûmiyeti engelleyici bir niteliğinin bulunduğu, daha lehe bir uygulama yapılması olanağı bulunduğu taktirde bu hükmün verileceği vurgulanmış, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 19.3.1990 gün ve 58-78 sayılı kararında da "beraatin, düşme kararından daha güvenceli ve öncelikli" olduğu belirtilmiştir.

 

Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; sanıklara isnat edilen suç TCY'nın 119. maddesinde belirtilen ön ödeme kapsamında kaldığı ve C.Savcılığı'nca ön ödeme önerisi tebliğ edilmeden kamu davası açıldığı, mahkemece de bu koşul yerine getirilmeden sanıkların beraatine karar verildiği anlaşılmakta ise de; durma ve düşme nedenleri, mahkûmiyeti engellemek amacıyla kabul edilmiş olup, beraat karan durma ve düşme kararlarından daha güvenceli ve önceliklidir.

 

O halde öncelikle yerel mahkemece verilen beraat kararının yerinde olup olmadığı özel dairece denetlenerek, yerinde görüldüğü taktirde onanmasına, aksi halde TCY'nın 119. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere bozulmasına karar verilmelidir.

 

Bu itibarla, direnme kararı isabetli olup, hükmün esasının incelenmesi için dosyanın özel dairesine gönderilmesine karar verilmelidir.

 

SONUÇ : Açıklanan nedenlerle; yerel mahkeme direnme kararının isabetli olduğuna, esasın incelenmesi için dosyanın Yargıtay 9. Ceza Dairesi'ne gönderilmesine, tebliğnamedeki isteme uygun olarak 8.4.2003 günü oybirliğiyle karar verildi.