T.C.

         YARGITAY

CEZA GENEL KURULU

 

E. 2002/4-154

K. 2002/282

T. 02.07.2002

 

*   USULSÜZ TEBLİGAT

*   YEDİEMİNLİK GÖREVİNİ SUİSTİMAL SUÇU

*   4616 SAYILI YASANIN UYGULAMA ALANI

*   DAVANIN KESİN HÜKME BAĞLANMASININ ERTELENMESİ

*   ERTELEME

 

765.TCK/276 - 4616/1.4/1.5 – 7201.TK/8/29/30

 

ÖZET : 1- Tebligatın yapılacağı sırada gösterilen adreste muhatap veya onun Adına tebliğ yapılacak kimselerden hiçbiri bulunmazsa tebligat evrakının kime Teslim edileceği, tebligat memurunun sırayla hangi işlemleri yapacağı açıkça Düzenlenmiştir. Komşuya haber verme keyfiyeti, eğer mümkün ise söz konusu Olacaktır ki amaç muhatabın haberdar olmasını sağlamaktır. Muhatap veya onun Adına tebligat yapılabilecek kimseler yalnızca tebliğ saati itibariyle adreste Bulunmamakta, esasen o adreste ikamet etmektedirler. Bu nedenle o an için Adreste bulunmamama nedeninin tebligat evrakında açıklanmasına gerek Bulunmadığı gibi, yasal düzenlemede de bu yönde bir hükme yer verilmemiştir.

 

2- yedieminlik görevini su istimal suçu bir yıla kadar hapis cezasını  Gerektirmektedir. Sanığa yüklenen suçun vasıf ve niteliğine, eylemin 23 nisan 1999 tarihinden önce gerçekleştirilmiş olmasına, yedieminlik görevini su istimal uçunun 4616 sayılı yasanın 1 inci maddesinin 5 inci bendinde sayılan kapsam Dışı suçlar arasında yer almamasına göre, bu yasanın 1 inci maddesine 4758 Sayılı yasa ile eklenen 4 üncü bendi uyarınca davanın kesin hükme bağlanmasının Ertelenmesine yer olup olmadığının yerel mahkemece değerlendirilmesinde Zorunluluk bulunmamaktadır.

 

DAVA : Yedieminlik görevini su istimal suçundan sanık Cafer Y.' ın beraatine ilişkin Eskişehir 4.Asliye Ceza Mahkemesince 16.03.1999 gün ve 1235-80 sayı ile verilen kararın C.Savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosyayı inceleyen Yargıtay 4.Ceza Dairesince 05.06.2000 gün ve 3737-4829 sayı ile;

 

"Tebligat Yasasının 21 ve Tüzüğün 28. maddesine göre adreste bulunmayan sanığın kapısına ihbar yapıştırmak ve imza ve isim belirtilmek suretiyle muhtara tebligat bırakmak ve komşusuna haber vermek suretiyle Yasaya uygun işlem yapılmasına karşın, "...tebligat parçasında adreste bulunmama nedeninin belirtilmemesi ve haber bırakılan komşunun adının tebligata yazılmaması.." gerekçesiyle tebligatın usulüne uygun olmadığı kabul edilip yediemin sanığın beraatine karar verilmesi" isabetsizliğinden hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

 

Yerel Mahkeme ise 04.10.2000 gün ve 676-685 sayı ile; "Tebligat parçasında Tebligat Yasasının 21 ve Tüzüğünün 28. maddesine göre sanığa tebligat yapıldığı sırada adresinde bulunmama nedeninin belirtilmemiş olması ve komşusunun da imzasının alınmaması karşısında yapılan tebligatın geçerli olmadığı ve bu nedenle sanığın satıştan haberinin bulunmadığı" gerekçesiyle önceki hükümde direnmiştir.

 

Bu kararın da C.Savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya, Yargıtay C.Başsavcılığının "bozma" istekli 26.12.2001 günlü tebliğnamesiyle 4. Ceza Dairesine ve Özel Dairece Birinci Başkanlığa gönderilmekle CEZA GENEL KURULU’NCA okundu, gereği konuşulup düşünüldü:

 

KARAR : Borçlu-sanık Cafer Y. hakkında alacaklı vekilince yürütülen icra takibi sırasında, taşınır malların haczedilip kendisine yediemin sıfatıyla bırakıldığı, bu malların açık artırma yöntemiyle satılarak paraya çevrilmesine karar verilip sanık adına, şartname ve satış gününün yer aldığı meşruhatlı tebligat evrakının çıkarıldığı, dönen tebligat parçasında aynen; "Tebliğ saatinde muhatabın evinde kimse bulunmadığından tebligat muhtar Ali U. İmzasına tebliğ edildi 2 nolu ihbar kapısına asıldı, komşusuna haber verildi. 17.11.1997" ibaresinin yazılı olduğu ve satış günü hacizli malların satış yerine getirilmediği anlaşılmaktadır.

 

Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasındaki uyuşmazlık, açıklanan bu somut olayda sanığa, hacizli malları satış yerinde hazır etmesi için çıkartılan meşruhatlı tebligatın usulünce tebliğ edilip edilmediği, özde yüklenen yedieminliği su istimal suçunun unsurları itibariyle oluşup oluşmadığının belirlenmesi noktasında toplanmaktadır.

 

Uyuşmazlığın çözümünde sağlıklı bir hukuki çözüme ulaşabilmek için bu konudaki yasal düzenlemenin incelenmesinde yarar vardır.

 

Tebligat Yasasının "Tebliğ İmkansızlığı ve Tebellüğünden İmtina" başlığını taşıyan 21 inci maddesinde; "Kendisine tebligat yapılacak kimse veya yukarıdaki maddeler mucibince tebligat yapılabilecek kimselerden hiçbiri gösterilen adreste bulunmaz veya tebellüğden imtina ederse, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir ve memuruna imza mukabilinde teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber, adreste bulunmama halinde tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirilir. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır." hükmü yer almaktadır.

 

Aynı konuda Tebligat Tüzüğünde ise, "Tebliğ İmkansızlığı" başlığını taşıyan 28 inci maddesinin son fıkrasında; "Muhatap ve onun yerine tebligat yapılacak kimseler, o adreste bulundukları halde tebliğin yapılacağı sırada orada mevcut değillerse 30 uncu maddeye göre muamele yapılır";

 

30 uncu maddede de; "28 inci maddenin son fıkrasında ve 29 uncu maddede zikredilen ahvalde tebliğ memuru, tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti veya meclisi azasından birine veyahut zabıta amir veya memuruna imza mukabilinde teslim eder.

 

Tebliğ memuru, Tüzüğe ekli 2 numaralı örneğe uygun olarak düzenlenen ihbarnameyi gösterilen adresteki kapıya yapıştırır. Durumu muhataba duyurmasını mümkünse en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirir.

 

İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır." Hükümlerine yer verilmiştir.

 

Bu hükümlerde, tebligatın yapılacağı sırada gösterilen adreste muhatap veya onun adına tebliğ yapılacak kimselerden hiçbiri bulunmazsa tebligat evrakının kime teslim edileceği, tebligat memurunun sırayla hangi işlemleri yapacağı açıkça düzenlenmiştir. Görüldüğü gibi komşuya haber verme keyfiyeti, eğer mümkün ise söz konusu olacaktır ki amaç muhatabın haberdar olmasını sağlamaktır. Muhatap veya onun adına tebligat yapılabilecek kimseler yalnızca tebliğ saati itibariyle adreste bulunmamakta, esasen o adreste ikamet etmektedirler. Bu nedenle o an için adreste bulunmamama nedeninin tebligat evrakında açıklanmasına gerek bulunmadığı gibi, yasal düzenlemede de bu yönde bir hükme yer verilmemiştir.

 

Bu yasal düzenlemeler ve açıklamalar ışığında somut olay ele alınıp değerlendirildiğinde;

 

Tebligat memuru tarafından muhatap ve onun adına tebliğ yapılabilecek kimselerin o an için adreste bulunmadıkları saptanınca, tebligat evrakının köy muhtarına teslim edilip imzasının alındığı, komşuya haber verildiği ve 2 nolu ihbarnamenin de borçlu-sanığın kapısına yapıştırıldığı açıkça anlaşılmaktadır. O halde tebligat memurunun bu işlemleri, Tebligat Yasasının 21 inci maddesine ve Tebligat Tüzüğünün 28 ve 30 uncu maddelerine uygun olarak gerçekleştirdiği sabittir. Bu nedenle Yerel Mahkemece, yasal düzenlemeye uymayan gerekçelerle tebligatın geçersiz sayılması ve dosya kapsamına uymayacak şekilde sanığın yüklenen yedieminliği su istimal suçundan cezalandırılması yerine beraatine karar verilmesi isabetsizdir.

 

Ancak, sanığın hukuki durumunun, direnme kararından sonra yürürlüğe giren 4616 sayılı Yasanın bazı hükümlerinin Anayasa Mahkemesinin, 27.10.2001 günlü Resmi Gazetede yayımlanan 18.07.2001 gün ve 4-332 sayılı kararıyla iptal edilmesi üzerine, iptal edilen hükümlerin yerine yeni hükümler getiren ve 23.05.2002 günlü Resmi gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 4758 sayılı Yasa kapsamında ele alınıp belirlenmesinde zorunluluk bulunmaktadır.

 

4758 sayılı Yasanın 1 inci maddesi ile 4616 sayılı Yasanın 1 inci maddesine eklenen 4 üncü bendinde; "23 Nisan 1999 tarihine kadar işlenmiş ve ilgili kanun maddesinde öngörülen şahsi hürriyeti bağlayıcı cezanın üst sınırı on yılı geçmeyen suçlardan dolayı haklarında henüz takibata geçilmemiş veya hazırlık soruşturmasına girişilmiş olmakla beraber dava açılmamış veya son soruşturma aşamasına geçilmiş olmakla beraber henüz hüküm verilmemiş veya verilen hüküm kesinleşmemiş ise, davanın açılması veya kesin hükme bağlanması ertelenir; varsa tutukluluk halinin kaldırılmasına karar verilir. Bu suçlarla ilgili dosya ve deliller, her bir suçun dava zamanaşımı süresinin sonuna kadar muhafaza edilir.

 

Erteleme konusu suçun dava zamanaşımı süresi içinde bu suç ile aynı cins veya daha ağır şahsi hürriyeti bağlayıcı cezayı gerektiren bir suç işlendiğinde, erteleme konusu suçtan dolayı da dava açılır veya daha önce açılmış bulunan davaya devam edilerek hüküm verilir. Bu süre, erteleme konusu suç ile aynı cins veya daha ağır şahsi hürriyeti bağlayıcı cezayı gerektiren bir suç işlenmeksizin geçirildiğinde, ertelemeden yararlanan hakkında kamu davası açılmaz; açılmış olan davanın ortadan kaldırılmasına karar verilir.

 

Bu bentle ilgili olarak bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç ay içinde dosyanın bulunduğu yargı merciine başvurmak suretiyle soruşturmaya veya davaya devam edilmesini istediklerini bildirenler hakkında soruşturma veya davaya devam olunur. Mahkûmiyet halinde verilen ceza, dava zamanaşımı süresince ertelenir. Bu süre için erteleme konusu suç ile aynı cins veya daha ağır şahsi hürriyeti bağlayıcı cezayı gerektiren bir suç işlendiğinde ertelenen ceza da infaz edilir. Aynı süre, erteleme konusu suç ile aynı cins veya daha ağır şahsi hürriyeti bağlayıcı cezayı gerektiren bir suç işlenmeksizin geçirildiğinde, mahkûmiyet vaki olmamış sayılır" hükmü yer almaktadır.

 

Somut olayda sanığın 12.01.1998 tarihinde işlediği iddia edilen ve Yerel Mahkemenin beraat hükmüne konu olan suç, TCY.nın 276 ıncı maddesinin 2 inci fıkrasında yazılı yedieminlik görevini su istimal suçu olup bir yıla kadar hapis cezasını gerektirmektedir. Ayrıca, bu suç 4616 sayılı Yasanın 1 inci maddesinin 5 inci bendinde sayılan kapsam dışı suçlar arasında da bulunmamaktadır.

 

Bu itibarla sanığa yüklenen suçun vasıf ve niteliğine, eylemin 23 Nisan 1999 tarihinden önce gerçekleştirilmiş olmasına, yedieminlik görevini su istimal suçunun 4616 sayılı Yasanın 1 inci maddesinin 5 inci bendinde sayılan kapsam dışı suçlar arasında yer almamasına göre, bu Yasanın 1 inci maddesine 4758 sayılı Yasa ile eklenen 4 üncü bendi uyarınca davanın kesin hükme bağlanmasının ertelenmesine yer olup olmadığının Yerel Mahkemece değerlendirilmesinde zorunluluk bulunmadığından hükmün bu nedenle bozulmasına karar verilmelidir.

 

SONUÇ : Açıklanan nedenlerle Yerel Mahkeme direnme hükmü isabetsiz olduğundan 4758 sayılı Yasayla değişik 4616 sayılı Yasa hükümleri uyarınca değerlendirme yapılmak üzere BOZULMASINA, dosyanın yerine gönderilmesi için Yargıtay C.Başsavcılığına tevdiine, 02.07.2002 günü tebliğnamedeki isteme uygun olarak oybirliği ile karar verildi.